Anasayfa / Bellek / 5 Ağustos 1969- Demirdöküm’de işgal, bir zamanlar Eyüp..

5 Ağustos 1969- Demirdöküm’de işgal, bir zamanlar Eyüp..

Kırmızı Gazete/Mücadele Belleği Dizisi-2

Türk Demir Döküm Fransız ortaklarıyla beraber Vehbi Koç tarafından kurulmuştu.

1958 yılında üretime başlayan fabrikada ilk başta 600 civarında olan işçi sayısı 1969 Ağustos’unda işgal gerçekleştiği zaman 2200’e gelmişti.

İşçilerin en büyük şikâyetleri, maaşların azlığının yanında, kendilerine sorulmadan çalışma sürelerinin uzatılması, en küçük bir geç kalmaya hiçbir şekilde taviz verilmemesi, yine kendilerine sorulmadan pazar mesaisi yazılması ve yemek saatleri ve tuvalet saatleri gibi en ufak konularda dahi yoğun baskı uygulanmasıydı. Yönetici olan Burhan Günergün’ün adeta bir Gestapo gibi davrandığını söylüyordu işçiler. 1969’da fabrikada Maden-İş’i seçmelerinin asıl sebebinin bu sendikanın temsilci seçimlerinde kendilerine müdahale etmemesi olduğunu ifade ettiler. 

Olaylar, aynı yılın mayıs ayında, gizliden gizliye örgütlenme çalışmalarını sürdüren bazı Maden-İş üyelerinin fabrikada bir türlü uygulanmayan asgari ücretlerden doğan maaş farklarını almak için yönetime başvurmasıyla başladı. Bu taleplere ve fabrikada Maden-İş’in örgütlenmesine genel müdürün ve Çelik-İş temsilcilerinin yanıtı, talepleri ileten işçilerin dövülmesi ve işten atılması oldu.

Maden-İş’ten işçiler Burhan Günergun’la görüşmeye gittikleri zaman genel müdür bağırmaya başlamış, işçilere “Hepiniz komünistsiniz, biz size ekmek sağlıyoruz, siz nankörlük ediyorsunuz!” demişti. Sonrasında Burhan Günergun fabrikaya polis çağırdı ve polis şefi ve Çelik-İş temsilcileri işçilere şiddet uyguladılar. İşçiler karşılık verince polis tarafından tutuklandılar. Genel müdür ve Çelik-İş temsilcileri, fabrikada kalan diğer işçilere Maden-İş’ten istifa etmeleri ve Çelik-İş’e tekrar üye olmaları yönünde tehditlerde bulundu. Bunun üzerine 15.30 vardiyasına gelen işçiler işlerini bıraktı ve diğer vardiyalardan işçiler de onlara katıldı.

İşçilerin çoğunluğunu içine alan bu kolektif eyleme karşı Burhan Günergun Maden-İş’le görüşmeyi kabul etti. Görüşmeler sonucunda atılan işçilerin geri alınması, asgari ücretten doğan farkların uygulanması ve sendikal çalışma yapan Maden-İş üyesi işçilere baskı yapılmaması gibi maddeleri içeren bir protokol imzalandı. Ancak bu protokol maddelerini bir türlü uygulamayan fabrika idaresi, Temmuz sonuna doğru Çelik-İş üyelerinin de desteğiyle Maden-İş üyelerine tehditlerini artırdı. Bunun üzerine toplamda 2200 işçiden 1850’sinin katılımıyla fabrika 31 Temmuz gecesi işgal edildi. İlk günler olaysız geçti, ancak 5 Ağustos günü devlet fabrikanın suyunu, elektriğini kesti ve fabrikanın boşaltılması için Silahtarağa’ya polis gücü sevk edildi.

6 Ağustos’ta polis saldırısı başladı; buna karşı işçilerin direnişi bölge halkı tarafından da yoğun bir şekilde desteklendi. İşçilerin yakınları zaten işgalin ilk gününden beri fabrikanın çevresindeydi. Polisin saldırısı başladığında işçi yakınlarından birisi camiden bölge halkına destek çağrısında bulundu. Sonrasında Silahtarağa halkı çatışma yerine geldi: Kalabalık, fabrikanın çevresini sarmış olan polisin çevresini sarmıştı. Aslında bölge halkı çoğunluğunu akrabalarının ya da yakınlarının oluşturduğu fabrika işçilerini savunurken kendi mahallelerini de savunmuştu; zira işçi semtlerinin asıl geçim kaynağı işçi gelirleriydi. İşverenler de işçilere bölge halkının verdiği desteğin farkındaydı. İşgaller üzerine TİSK tarafından yazılan bir raporda, fabrikaların çevresinde oturan insanların olaylar sırasında işçilerin yardımcı desteği olduğu belirtilmişti.

Gösterilen direnç üzerine polisler geri çekilmek durumunda kaldı, ama onların yerine 66. Tümene bağlı zırhlı birlikler 4000 asker ve 10 tankla fabrikayı kuşattı. İşgalin 6. gününde işçiler kendilerinden fabrikayı boşaltmalarını isteyen ve geceyarısına kadar süre tanıyan ordu mensuplarına fabrikayı, işyerinde kendilerinden başka kimseye işbaşı yaptırılmayacağı yönünde aldıkları sözle birlikte teslim ettiler. Yapılan görüşmelerin sonunda işçilerin taleplerinin kabul edilmesiyle (maaşlara zam, eyleme katılan işçilerin hiçbir şekilde cezalandırılmayacağına dair güvence ve Çelik-İş temsilcilerinin işten atılmasının yanı sıra, yetkili sendikanın Maden-İş olarak kabul edilmesi) işyerinde üretim yaklaşık üç hafta sonra tekrar başladı.

Etiketlendi: