Anasayfa / Gündem / “Burjuva, Beyaz, Erkek” Barbarlık…

“Burjuva, Beyaz, Erkek” Barbarlık…

epstein

Bir süre önce yayımlanan Succession dizisini seyreden bir çocuğun patron olmak yasaklanmalı, dediğini aktarmıştı bir arkadaşımız. Dizide bir büyük burjuva aile içinde entrikaları seyrederken kardeşlerin, babalarının, birbirleri ve kendi dışındaki diğer kapitalistlerle giriştiği “mücadelelerin” doğasını seyrediyoruz. Kazanmak ve kendi çıkarları için birbirlerinin gözünü oymaktan bir an çekinmeyen, dolayısıyla türlü derecelerde sosyopatlaşan, talepleri, zevkleri, gündelik yaşamları yaratıklaşan bir güruhun serüvenlerini biraz da mideniz kaldırmayarak seyrediyorsunuz. Senaryo oldukça gerçekçi, ateş olmayan yerden duman da çıkmıyor.

Epstein ve Diğer Canavarlar

Epstein dosyalarının ortalığa dökülmesi sonrasında da süper-sermaye ve aterkinin kol kola girdiği sistemin zirvesinde görülen tablo bu dizide olanları şirinler mertebesine sokacak kadar dehşet verici. Satın alınabilecek şeylerin sınırlarının zorlandığı, uluslararası bir şebekenin yıllardır yaptıkları ve olayların özneleri paketler halinde önümüze seriliyor.

Bu kulübün üyelerinin birkaç ortak noktası var; süper-zenginler, burjuvalar, iktidar sahipleri, beyazlar ve tabi ki erkekler. Komplocu yorumu yanlışlayacak şekilde, bu şebekeye her dinden, türden insan da giriyor. Fettullahçı olduğu söylenen Fettah Tamimce, otelinde bir Arap şeyhine bu şebekenin hediye ettiği genç kızları servis ediyor. İhlas grubu patronu, bunlardan ricacı oluyor. Listelerde Yahudi ve ultra zengin gördükçe, “işte zaten onlar” diyerek, teoriyi kapatamıyoruz. Palu ailesini, Garipoğullarını, dini cemaatleri, Adnan Oktarlari, yeni doğan çetesini, Maraş Depremleri sonrası çocukları kaçıranları vb. kollayanlar yahudi ya da siyonist değil. Oldukça “yerli ve milliler”.

Bu alçakların hiçbir ahlaki duygusu yok. Kurdukları ve nemalandıkları sistem, insanlık dışı ve sömürgen davranışları ödüllendiriyor ve dahası teşvik ediyor. Sosyopati, her yerde güç kazanıyor. Bir kez edindikleri konumlar onlara dokunulmazlık sağladığında, dizginsiz hedonizmleri onları karanlık ve akıl almaz eylemlere sürüklüyor.

Bu erkekler kulübünü sadece kapitalizmle açıklayamıyoruz. Fırsatını bulduğunda, cezasızlığa güvenerek, sınıf fark etmeksizin erkeklerin fail olduğu benzer çok vakayı biliyoruz. Yine yakın zamanda uzun süre gündemde olan Fransa’daki Gisèle Pelicot davası bunlardan biri. Yine burada da suç yetişkin erkeklere karşı işlenmiyor, hedef kadınlar ve çocuklar. Sadece cezasızlık ne ölçüde artarsa failin cesaret ve vahşetinin o ölçüde arttığını ve hatta kurumsallaştığını gösteriyor bu ağ.

Önümüze saçılanlarla ekran başında saatler geçirmek mümkün. Neyin reyting avcılığı pahasına yalan haber ve manipülasyon için yayıldığı, kimin komplo teorisini haklı çıkaracak ortamı kaçırmamak için kolları sıvadığı kamu yanlısı gazetecilerin emeğiyle zaman içinde ayıklanacaktır.

Ancak bunca fışkıran cerahate bakınca, kendimize hatırlatmamız gereken, tüm bu bilgi kasırgasının nedeninin uluslararası kadın hareketinin yıllar süren mücadelesinin sonucu olduğudur. Trump’ın azli için ABD demokratlarının Epstein belgelerini araçsallaştırmasından önce, savcılara baskı kuran, bunu başaran kadınlardır. Çünkü kendi sınırlarıni zorlayan bu şebeke dokunulmazlığına güveniyordu. Hukuktan azade olmasına, toplum tarafından cezalandırılmayacağına, dışlanmayacağına duyduğu güven. Kadın hareketi yılmadan konunun üzerine gitmeye devam etti.

İnsanlığın özünde bu cerahati taşıyıp taşımadığını antropologlar, tarihçiler tartışacak. Sömürgecilik dönemi kölelikte veya serflikte kadın istismarıyla, çağdaş kapitalizmin ulusötesi burjuva şebekesinin farkını veya benzerliğini aramanın da siyaseten bir anlamı olabilir. Gördüklerimiz, akıllara gelse bile “o kadar da değil” denilen ne varsa burjuvazinin misliyle içinde barındırdığını idrak etmemize vesile oluyor.

Bu vesile ile çeşitli komplo teorilerinin ve anti semitizmin daha rahat meşruiyet zemini bulacağı da açıktır. Sistemin sosyopatlar ya da yeni tip faşist hareketler üzerinden yeniden üremesine neden olacak bu komplo teorileri gerçeği örtmeye neden olmaktan başka işe yaramaz. Gerçekte, erkek egemenliği besleyen, büyüten kapitalist sistem ortadan kaldırılmadan, tarihin çöp tenekesine gönderilmeden bu cerahatten kurtuluş olmayacağıdır.

Bu barbarlar için hapishaneler de yeterli değildir. İşledikleri suçlar, örtbas edilmek, tavsatılmak için mahkeme koridorlarında baş edilemez sürelere yayılacaktır. Duyduğumuz tiksinti, hesaplaşmanın ilk adımının sınıf savaşının mahkemesinde yapılabileceğini bildiğimiz kadar açıktır.

Burjuvazinin, saltanatların, erkek egemenliğinin kökünün kazındığı bir dünya, insanlığın önündeki tek “sahih” yoldur.

KG Kadın

Etiketlendi: