Seçim dönemlerinde, iyice yoğunlaşır demokrasi tartışmaları. İnsan hakları, seçim sistemi, özgürlükler gibi demokrasi adına ilkesel ve kurumsal gelişme ve güvence isteyenler, yerel yönetimlerin güçlendirilmesinden söz edenler haklılar da, hiç değinmedikleri konular da var. Örneğin, “biçims...
RTE, “demiri soğutmaktan” söz ediyor. Oysa herkes demirin adeta bir kor haline gelmesinin baş sorumlusunun Cumhurbaşkanı’nın kendisi olduğunu biliyor. Tabii her seçim sonrasında olduğu gibi, açık veya gizli bir yumuşama umudu beslemeye çalışan iyimserler bile malum nedenlerden dolayı son d...
RTE bir tarihte “İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır” demişti. O zamanlar kaybetme ihtimalini aklından geçirmiş miydi bilemeyiz ama bu söz aslında “İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder anlamına gelmekteydi! Öyle ya İstanbul AKP iktidarının doğum yeri, çıkış noktası, gerçek başkenti, m...
Saray rejiminin geldiği noktada, bir kez daha, ancak bu defa “çok daha ciddi” biçimde tartışılan “demokrasi” sorunumuzun “köklü geçmişinde” yer alan bazı örneklere değinmeden olmaz. “Demokrasi tarihimizde” Demokrat Parti Meclis grubu tarafından yasalaştırılan 18 Nisan 1960 tarihli Tahkikat...
Aylardan Nisan; yani “devletimizin” hemen her sene yaşadığı ve haliyle milletimize de mal olmuş bir “milli endişenin” depreştiği, ardından da gelecek nisana kadar unutulup gittiği bir zaman dilimi. Devletlularımızın deyişiyle “sözde Ermeni soykırımı”nın yıldönümünden söz ettiğimizi hemen a...
Bütün “gayri nizami” yönetim biçimlerinin ihtiyaç duyduğu şeye AKP iktidarı da yıllarca başvurmuştu. Her ne hukuksuzlukları, gayri meşrulukları söz konusu olursa olsun, “ama biz millet iradesi ile tecelli ettik” diyorlar, AKP muhalefetine karşı, “millet iradesine ket vurmaya çalışmalarında...
1989 yılında Francis Fukuyama çağın ruhunu yansıttığını söylediği makalesinde soğuk savaşın bitmesiyle bütün büyük ideolojik çatışmaların sona erdiğini savunuyordu. Yarışma sona ermiş şampiyon belirlenmişti batı tarzı liberal demokrasi. Soğuk savaş sonrası dünyaya dair bu hayal gözümüzün ö...
Günümüzün en önemli sorusu liberal demokrasinin dünya çapında reddedilip yerine bir çeşit halkçı otoriter yönetimin konulup, konulmadığı. Bu trende işaret eden en güçlü göstergeler Trump ABD’sinde, Putin Rusya’sında, Modi Hindistan’ında ve Erdoğan Türkiye’sinde bulmak mümkün. Buna ek olara...
Seçimlerin sonucunda ufak bir oy kaybına uğrasa da iktidar cephesi sayı ve oran olarak büyük bir kayba uğramadı, muhalefet cephesi de bu açıdan büyük bir gelişim gösteremedi. Ancak bu seçimlerde iktidar açısından asıl sorun özellikle İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bir dizi büyük şehi...
Cezayir’de kitleler bir kere daha sokaklarda. Ülkenin beşinci defa Abdülaziz Buteflika adlı bir “mumya” tarafından yönetilmek istenmesinin yanı sıra var olan siyasi, toplumsal ve ekonomik koşulları protesto ediyorlar. İyice çürümüş bir Bonapartist rejime karşı başlayan eylemlerin sona ermi...
Bu yazı 2008’de başlayan dünya krizinin ilk döneminde yazıldı. On küsur yıldır çeşitli iniş çıkışlarla süregiden bu büyük krizin dünya çapında yeni bir resesyon dalgasıyla derinleşeceğine dair pek çok alamet ve uyarı var. Böyle bir zamanda eski günleri yeniden yad edelim dedik! SERBEST PİY...
Yeni rejim, kuruluş özellikleri nedeniyle çok erken bir “sonbahar” yaşıyor! Bunun birinci nedeni kuruluşunun, uzun süredir iktidarda olan bir gücün iyice çürüdüğü ve bütün foyalarının ortaya çıktığı bir döneme denk gelmesi. Hep söylediğimiz üzere, diktatörlükler “meşruiyetlerini” ve “tarih...
Sağcı siyasetçilerin işleri yolunda gitmediğinde ezan, bayrak vb. üzerinden siyaset yapmaları bir gelenektir. Bu şüphesiz bir demagoji-kışkırtma siyasetidir ve elbette çok tehlikelidir. Ancak sorun sonu nereye varacağı bilinmeyen tehlikeli sözlerin bir takım siyasetçilerin ağzından çıkması...
Kabul etmek gerekir ki “28 Şubat” büyük bir “askeri dehanın” eseridir! Dahi komutanlarımız, daha sonra da pek çok örneğini göreceğimiz gibi, siyasal İslam’ın önünü kesip onu ülkenin siyasi hayatından silmeye veya çok uzun bir süre ayağa kalkamayacak hale getirmeye çalışırlarken bugünkü mal...
Her sabah kalktığımızda bir arkadaşımızın daha işten çıkarıldığını duyarak başlıyoruz güne. Birer ikişer azalıyoruz sessizce… Her gün açılmayacak bir kepenk daha görüyoruz sokağımızda. Patates borsasının artışını okumasak da gazetede, markete her gittiğimizde “ben bu kadar ne aldım?” diye ...
İyi bilinir, sosyopatların en büyük özelliklerinden biri, manipüle edeceği kurbana birtakım “ulvi değerleri” temsil ettiğini söyleyerek yaklaşmalarıdır. Sosyopatlar seçtikleri kurban ya da kurbanları “insani yanları” ile av bölgesine çekmeye çalışırlar. Her kisveye bürünebilecek “vicdana” ...
Yeni rejim, gerçekte tükenen iktidarların gösterdiği bütün davranışları sergiliyor. Söyleyecek düzgün, anlamlı, olumlu bir şeyleri kalmadı; dışlarındaki herkese ve her şeye sürekli küfür ve hakaret etmeleri, her konuda yalan söylemeleri bu yüzden. Vaat ettikleri ise, bütün gücü ellerinde t...
İktidarın artık (hemen) her şey olduğu düşünüldüğünde çok tartışılan gıda enflasyonunun siyasi sorumlularını başka yerde aramamak lazım. Ancak saraydaki güç tam tersini yapıyor ve kendi dışındaki herkesi suçlu olarak gösteriyor. Yani bütün başarılar kendi eseri, bütün başarısızlıklar düşma...
İktidar ve muhalefetin karşılıklı suçlamalarına bakıldığında, hiç kimsenin Türkiye’yi sevmediği, hatta herkesin ondan nefret ettiği sonucuna varılabilir! Oysa bu gerçek değildir. bizce iktidar da muhalefet de Türkiye’yi “ölesiye ve öldüresiye” sevmektedir. O nedenle de hepsi kendilerini “m...
Gençlik günlerimden bu yana en çok duyduğum sözlerden biridir “yine mi politika?”. Sanki her şey çok güzel de, biz politikaya bulaşmış ıslah olmaz haylazlar suyu bulandırıyoruz. Haklı olduğunu bilen ama seni bastıran bir sözdür bu. İlk disiplin soruşturmasını, arkadaşına Duvar Yazıları kit...





































